Ben de
- Cana Bostan
- 3 saat önce
- 3 dakikada okunur
Cana Bostan
İfşanın dışarıya çıkardığı nedir: benliğini, şahsi tarihini, bilme biçimlerini deforme ettiği oranda kurmuş bir atık-anı. Haliyle bir ifrazat; “agora”ya boca edilmesi kaygılandırıyor, korkutuyor, sadece taciz suçunun failini değil, sadece kamuyu değil, sözün sahibini de.
08/25 | Eleştiri

Yıllar önce İngiltere’de görülen bir davayı okumuştum. Gece parkta yürüyüş yapan bir kadın sözlü tacize uğruyordu. Mahkeme kadına yapılan saldırı için para cezasına ve İngiliz kadınlarının kamusal alanda dolaşım hakkını tehdit ettiği için de dört yıl hapis cezasına hükmetmişti. Benzeri tek bir karar hayatı(mızı) dönüştürebilirdi.
Bir gazete haberini bu detaylarıyla anımsamamın sebebi ne yazık ki iyi bir hafıza değil, pek çok kadın gibi ömrümdeki en istikrarlı olayın taciz olmasıdır. Bir türlü geçmiş zamana terk edemediğimiz için tahribatı hafiflemeyen, hep başka bedenlerle, başka türlü sözlerle ikame edilse de bir türlü istisnaya dönüşemeyen, hatta bizzat hukuk eliyle bir norm haline gelen taciz. İtham etmek mesai çıkarır diye sustuğumuz, faili anonim olduğu için sustuğumuz, hızla bir mizah konusu olma ihtimalinin kaygısıyla sustuğumuz, “o yaşta bile” manipülasyona açık olduğumuz için utandığımız, zayıf yönlerimizden ele geçirilip bazen bir flörtün zamanına yayarak kendi gücümüzü sınadığımız için suçlandırılabileceğimiz tacizler.
Yığılan sorular: Neden ismimi, imgemi bu tahribatla mühürleyeyim? Bunu duymakla ilgili hiçbir etik uzlaşım geliştirememiş ve aslında kamu bile olamayan bir topluluğa bir şey söylemeye kalkışmak mağdur insanları tekrar tekrar yaralamaz mı? Sözün bilgisi, gerçek kadar yalanı ve kültüre eklemlenmiş olanın statik tepkiselliğini içerirken böylesi bir muğlaklıkta “ifşa” nerede konumlandırılacak? Önceki ifşalarda neler yaşandı; kaybı kazanımlarından fazla olan bir politikaya malzeme sağlamak makul mü? Görme rejimi ifşada bulunanları bir kurbana mı indirgeyecek? Kendimle özdeş olmama hakkım, dolayımlarım, az sonra çok ciddi bir güçle donanma ihtimalim yok mu sayılacak? İfşa hareketine mesafelenen kadınlar için bu bir savunma olabilir mi? Ebediyen hakkında susacakları bir olay olamaz mı? Susmazlarsa müstakbel bir imhada dağılacak parçalarını toplayamama ihtimalinin geçerliliği yok mu? İfşanın kamusal alanı sosyal medyayken neden tam da orada kavramın duygudan arınmış bölgesinden yükselen fikirlerle alay ediliyor? Bu zorbalık bir süre sonra maksatı görünmez kılmaz mı?
Ezbere bildiğimiz davranış kodları: Bir adım yaklaşırsa bir adım geri çekil; iki elini kullanarak tokalaşma; gülümsemeyi ihmal etme; sakın gülümseme; nezaketi flört sanmasına müsaade etme; gece dönerken öteki sokağı kullan; evde başkası da varmış gibi yap; varınca haber ver! Jestlerimize kadar bizi kuran bu tahakkümle başa çıkmak, onu teşhir etmekten daha tanıdık değil mi? İfşa edilenlerin çoğu itibar kaybı davası açacaktır; davayı kaybeden kadınların maddi/manevi tazminatlarını karşılamayı vadeden bir örgüt ya da sivil toplum kuruluşu var mı? Bu soruyu sormak siyasal alanı genişletir mi, daraltır mı? Tüm bu dolanıklık içinde güçlü hissettiren de ne?
Evet, homojen bir kalabalık değil bu. Zira bambaşka yerlerden sakatlandık, bambaşka karşılaşmalar içinde onarıldık, bazen onarılamadık; başka söylemlere yakınlaştık; ideallerini benimseyip pratiklerinden ya da cemaatinden soğuduğumuz teoriler oldu belki. Şimdi, sınıfsal dezavantajlarla ya da gündelik hayatın patriyarkal yapısıyla ketlenebilecek bir eylem gözümüzün önünde hareket kabiliyeti kazanıyor. Bir dolu çekincemiz var belki ama çok eskiye uzanan bir hakkın ceza talebi örgütleniyor. Sessizlikte, ıssızlıkta kalan da geleceğin hukuksal alanında adıyla çağrılacak. “Me too” (benim de başıma geldi!) sözünün psiko-arkeolojisiyle açığa çıkarılacak anlatılarla bir eşitliğin tesis edilmesi mümkün. Mevcut asimetrilerden arınmış bir sosyal alanda bedenimizle ilişkilenme biçimimiz, dünyayı deneyimleme tarzımız, görme ve görülme koşullarımız, duyulma kriterlerimiz, sokağı doldurma şeklimiz, yolları katetme yöntemimiz, evde ikamet etme halimiz dönüşecektir.
İfşanın dışarıya çıkardığı nedir: benliğini, şahsi tarihini, bilme biçimlerini deforme ettiği oranda kurmuş bir atık-anı. Haliyle bir ifrazat; “agora”ya boca edilmesi kaygılandırıyor, korkutuyor, sadece taciz suçunun failini değil, sadece kamuyu değil, sözün sahibini de. Metafizik bir şiddetsizlik gibi mantıksız bir arzuyla tahakkümün görünür kılınmasını engelleyenler yanılıyor. Şiddetsizlik iddiasıyla dayanışmanın ruhunu korumaya ve onu ehlileştirmeye çalışanlar da yanılıyor. Zorunlu olarak kıyıcı sonuçlar verecek bir ortaklık bu.
Kadınlığın gizli sırrı gibi yüzlerce yıldır aktarılan şiddetin bilgisi, elbette bir dinamittir.