top of page
eleştiri


Narsisizmin Anlatıları
"İstedik ki, bir edebiyatçı ve bir felsefeci olarak gündelik hayatta sıkça karşımıza çıkan “narsisizm” terimini geniş bir perspektifle tartışalım."
Sema Kaygusuz & Cana Bostan


Cemaatin/Ortaklığın Sınırları
Plessner’e göre toleransı ve bireyselliği değerli gören bir toplum aynı zamanda sahteliğe, gayri şahsiliğe ve toplumsal yaşamın belli alanlarında soğukluğa da değer vermelidir. Mahremiyet olmadan insanın serpilmesi imkânsızdır. Gayri şahsi kamusal bir alan olmadan da böyle bir mahremiyetin kendisi olanaksızdır.
Andrew Wallace


Otonomi ve Otomatiklik
O halde, paradoksal şekilde bir karara bağlanması gereken bir karar kriziyle karşı karşıyayız; ancak kararın dayanağı ortadan kaldırılmıştır; her karar, ister bir beyin sistemi, ister bir bilgisayar ağı, ister Foucaultçu bir disiplin matrisi olsun, onu üreten sistemin ifadesinden ibarettir.
David W. Bates


Cinselliğin Tarihi IV: Tenin İtirafları
Bekâret evlilikten üstündür, fakat ne evlilik kötü bir şeydir ne de bekâret bir zorunluluk: Aziz Augustinus, bu genel tezi, kendisinden önce gayet açık biçimde oluşturulmuş bir gelenekten alır. Bu tez bütün yapıtlarını baştan başa kateder; o bunu evlilik ve bekâret meselelerine hasrettiği iki grup metinde serimler.
Michel Foucault


Yerli ve Milli Bir Spor Olarak Türkiye’de Linç
… linç pratiği, memleketimizde, öteden beri insanlık dışı ve vicdana mugayir olmasıyla değil haklı öfkenin yerli yersiz coşmasından...
Barış Aydın


Godard'a Dair
Fredric Jameson O olsa olsa Sinema'nın ta kendisiydi; tam ortadan kayboldu derken yeniden keşfedilen sinemaydı. Sinema gerçekten ölüyorsa, Godard da onunla birlikte öldü; ya da daha iyi bir ifadeyle, sinema onunla birlikte öldü. 09/22 | Çeviri Godard imzalı esrarengiz başlıkların film festivallerinde saat şaşmazlığıyla mantar gibi bittiği onlarca yılın ardından, bu filmlerin yaratıcısının imajı bir asiden, teknoloji takıntılı bir bilgeye değilse de pis bir ihtiyara gerilerken
Fredric Jameson


Jeanette Winterson’ın Perspektifinden Sanat Yapıtlarına Farklı Yaklaşımlar
Yapıt, kendimizi korumaya aldığımız güvenli alanların dışında dururken bizi de yanına çekmeye başlar. Bu nedenle kimileri, bu güvenli alanları kaybetmemek için sanatı yok saymayı seçer. Sanatın kurduğu dünyaya çekilmeyi göze alanların “kişilik göstergelerine dönüş[en]” kitapları olduğundan söz eden Winterson’a göre bu kitaplar, okuru “yeniden tanımlar, sınırları[n]ı zorlar, kalbi[n]i koruyan çitleri yerle bir eder”.
Baran Barış


“O” Kentin Sineması: Merlyn Solakhan’ın Tekerleme Filmi Üzerine
Dilan Salkaya Kamera vapurdan denizi süpürürken, köprüyü geçerken, Pera’daki bir otelin penceresinden kuşbakışı kente bakarken izleyici olarak filmin tenine yaklaşır, adeta gözümüzle İstanbul’a dokunuruz. 03/23 | Makale “Ah karpuzun içindeki kesmece delikanlım İstanbul, Yüreğini utanarak saklıyor ve çürümüş çiçek kokuyorsun.” Ece Ayhan, “Usta İşi”, 1971 Sinema, şehrin ilk düşünürüdür (Clarke & Doel, 2016, s. 4). 1890’lardaki başlangıcından bu yana kentin “gövdesinde yüzen za
Dilan Salkaya


Metrik Uzay
Heceyi yalnızca ses olarak tanımlamak da yanlıştır: Dilde “sesler” yoktur: – sesli ve sessiz harf müzikal akustik sınıflandırmada “gürültü” olarak tanımlanır ve bu doğaldır, verilidir. Fonetik-fizyolojik donanımımızın karmaşıklığına baktığımızda ses tellerinin büyüklüğünden tutun da ağız boşluğuna kadar kişiden kişiye çeşitlilik gösterir. Bu anlamda şimdiye kadar istatistiksel sınıflamalar dışında fonetik bir sınıflama kaydedilmemiştir.
Amelia Rosselli


Kazuo Ishiguro Gibi Bir Çağdaş
Ishiguro devasa bir resim üzerinde çalışan bir ressam gibi. Resmin heybetli, yayılıp genişleyen tarzı bir katedralin tavanını ya da duvarlarını kaplayabilir. Uçsuz bucaksız bir zaman ve muazzam bir enerji isteyen tek bir eser. Hayat boyu sürecek bir iş. Birkaç yılda bir, bu resmin bir kısmını tamamlıyor ve bize gösteriyor.
Haruki Murakami


Dehşetin Yoksunluğuna Değinmek
Karasu’nun “Azınlık- Azınlıklar Bir Çözümleme Denemesi” başlıklı yazısının bir uzlaşı talep ettiğini dilinin politik görünümleri yoluyla göstermeye çalışacağım. Psikolojizmden uzaklaşarak ve modernitenin epistemolojik aygıtı olan tarih kavramına bakarak(...)
Bartu Şanlı


Hangi Medea? Kadınlar, Euripides ve Simon Stone
Eylem Canaslan ... modern geçici işsizlik ile antik kalıcı yurtsuzluk hiç de koşut felaketler değildir. Medea’nın ağıtının ve kavurucu öfkesinin asıl sebebi vatansızlıkken, Anna’nın mahvının ve delice çaresizliğininki, hâlâ sevmekte olduğu erkeğini yitirişidir. 01/23 | Makale Batı kültürel imgeleminin en karmaşık mitolojik figürlerinden biri olan Medea, antik dönemden günümüze dek birçok eserde temsil edilmiş ve yeniden yorumlanmıştır. Euripides’in Medea’sı bu temsillerin en
Eylem Canaslan


Eleştiri Olarak Soybilim
Foucault son dönemlerinde verdiği bir söyleşide derdinin “x yanlıştır” ya da “x kötüdür” değil, “x tehlikelidir” demek olduğunu söyler. Tehlikeli olan, dikkatimizi öncelikli olarak üzerinde yoğunlaştırmamız gereken, her şeyden önce dikkate almamız gereken şeydir.
Raymond Geuss


Punctum Seminerleri
Punctum seminerleri 20 Ağustos Perşembe akşamı saat.19.30'da "Felsefe Neye Yarar?" ile başlıyor. Murat Erşen'in seminerinde felsefenin bahsi ve koşulları tartışılacak.
Murat Erşen


Auto-Bio-Graphy: Orhan Veli’nin ve Ahmet Erhan’ın Otobiyografik Şiirlerinde Önbelleği Tanatografik Olarak Sile-Yazmak
Orhan Veli ve Ahmet Erhan hatırlayarak otobiyografik bir şiir yazmazlar, onların otobiyografileri yazılan şiir tarafından her defasında yeniden kurulur. Sonuç olarak “auto-bio-graphy”i ayıran çizgilerin uçlarında, yaşamın ötesinde ve ölümün gölgesi altında yazılan bu şiirler dışsallaştırılmış bir hafızanın, sile-yazılan bir önbelleğin temsilidir.
Mert Tutucu


Yorum Üzerine: “Ayırma Gerekliliği"
Bir kitap neden yorumlanır? Onu daha okunur kılmak için. Eleştirmen, okurun gayet mütevazı, kitabınsa oldukça yüce bir şey olduğu ve bu iki zıt ucu birbirine yaklaştırmak için, bir arabulucuya ihtiyaç bulunduğu fikrine samimiyetle biat eder.
Maurice Blanchot


Tercüme*
"Tercüme etmek, hatırlatayım, uzun süre, kültürün bazı alanlarında, habis bir iddia olarak görülmüştür. Birileri dillerine tercüme yapılsın, diğerleri dilleri tercüme edilsin istemez ve asıl anlamıyla bu ihanetin, yani ‘bir halkın gerçek dilini yabancıya teslim etme’nin gerçekleşmesi için savaşmak gerekir.
Maurice Blanchot


Hatırlama Humması: Arşiv Hastalığı
Cinsiyetlendirilmiş bir arşiv gerçekliğin kodlarına da elbette kaçınılmaz olarak kendi epistemolojik konumlarını dayatacaktır. Bu sebeple Derrida Arşiv Hastalığı boyunca Sigmund Freud’a ve psikanalize döner çünkü Derrida’ya göre psikanaliz, bizzat psişik arşivin, belleğin ve bastırmanın teorisidir.
Saliha Türker


Şiddet ve Hakikat*
İşte bu yüzden şiddet derin biçimde aptalcadır. Ama en kuvvetli, en yoğun, en giderilemez anlamda aptalca. Bir zekâ eksikliğinden kaynaklı bir aptallık değil, daha da beteri, düşüncenin mevcut olmamasından kaynaklı budalalık, büzülmüş zekâsı tarafından istenen, hesaplanan bir mevcut olmamadan kaynaklı budalalık.
Jean-Luc Nancy


Antik Yunan’da Delilik: Kırık Bir Pranganın Anlattıkları
Vaughan’ın deliliği kültürel, dini, toplumsal, mitolojik ve hukuki yönleriyle incelediği bu müstesna çalışması, Antik Yunan’da deliliğin mutlak surette “kutsallık” ve “ilahi ilham” ile özdeşleştirildiğine dair yaygın romantik klişenin ya da Hippokrates etrafında dönen tartışmaların dışına çıkmıştır.
Balkır Uysal


Tolstoy mu Dostoyevski mi?
Edebiyatımızda üç çok büyük uğrak olmuştur: Yunan uğrağı, Yunan trajedisi, Shakespeare uğrağı ve Rus romanı ki bu uğrak tuhaf biçimde çok kısa sürmüştür, değil mi? Gogol ile başlayıp Dostoyevski'yle sona eren 60 yıl…
Georg Steiner & Georges Bortoli


Neden Şeylere (Eşyaya) İhtiyaç Duyarız?
Kaba taştan yapılan ilk mermi mızrağı doğurdu; mızrak oku, ardından ok kurşunu doğurdu ve böylece süreç Star Wars’a kadar uzandı. Bu gelişimde insan iradesinin rolünün, nesnelerin kendilerine içkin potansiyeller kadar büyük olmadığı görülüyor.
Mihaly Csikszentmihalyi


Gündelik ve Gündeliklik
Gündelik hayat, modernliğin oluşturduğu bir yüzeyle örtülüdür. Haberlerdeki hikâyeler ile sanat, moda ve etkinliklerin debdebeli yapmacıklıkları, gündelik olanın sıradanlığını ortadan kaldırmadan onu örtbas eder.
Henri Lefebvre


Matematik Felsefesinin Uzun, Sonsuzun Kısa Tarihi
“Matematiğin düşüncemize yaptığı en önemli katkılardan birinin kavramların oluşumunda gösterdiği olağanüstü esneklik olduğunu düşünüyorum; matematik dışı bir yöntemle bu düzeyde bir esnekliğe ulaşmak ise son derece güçtür.”
Yücel Morkoç


Eleştiri Üzerine Fragmanlar
İyi eleştirmen kendi görüşünü ayan beyan öne sürmekten kaçınır. Büyük eleştirmen, kendi görüşünü vermek yerine, eleştirel analizi üzerinden başkalarının kendi görüşünü oluşturmasını sağlar.
Walter Benjamin


Wittgenstein Hakkında bir Söyleşi
Wittgenstein, eğer dil gerçekliği temsil edecekse, eğer tümceler şeylerin mevcut halini temsil edecekse, o zaman tümce ile şeylerin hali arasında ortak bir şey olması gerektiğini hissetti ve bunu betimlemenin yolunu, resimlerin şeylerin mevcut halini temsil etme yolu ile analoji kurmakta gördü.
John Searle- Bryan Magee


Behçet Necatigil Dijital Arşivi
Evine düşkünlerin şairi Behçet Necatigil'in 45. ölüm yıldönümünü işaretleyen 13 Aralık 2024'te açılan dijital arşivde yer alan kişisel notlar, mektuplar ve belgelerin minik bir bölümünü içeren sergide, şairin şık ve disiplinli öğretmen el yazısıyla kayda geçirdiği kişisel notların çeviri ve telif eserleri konu alanları dikkat çekici...
Begüm Kovulmaz


Bir Kozmos Filozofu: Gaston Bachelard
Bachelard’a göre bir dil, semantik çabadan daha çok imgeleriyle gelişir. Düşünür, edebi imgeyi bir patlayıcıya benzetir çünkü edebi imge, yapılmış, bitmiş cümleleri parçalar. Kısacası kelimeleri hareketlendirir.
Zeynep Bengü


Foucault'nun Tenin İtirafları'nı Bugün Neden Okumalıyız?
Cinsellik deneyimimiz hakikatlilik arayışı ve hukukilik arayışının damgasını taşır. Bir yandan, doğruyu söylemek hiçbir şekilde ortadan kalkmamıştır. Fakat artık kişinin günahlarının itirafı olarak değil, cinsel tarzının bir beyanı olarak dile getiriliyor...
Guillaume Le Blanc


Aby Warburg ve İsimsiz Bilim
Belki de kültürümüzde şiir ile felsefeyi, sanat ile bilimi, “şarkı söyleyen” sözcük ile “hatırlayan” sözcüğü birbirinden ayıran çatlak, Warburg’un vecd halindeki su perisi ile melankolik nehir tanrısı arasındaki kutuplaşmada teşhis ettiği Batı kültürünün şizofrenisinin bir yönünden başka bir şey değildir.
Giorgio Agamben


Akustik Adalet: Bir Dinleme Teorisi*
Unutuş ve hatırlamanın doğruluk bölgelerini bir araya getiren, unutmaya uygun mesafedeki tek hatırlama türü ise, zaman katmanlarının ucube bedenselliği hâlindeki “Déjà vu”dur. Déjà vu’nun düzenlediği zemini, anonimin sesine doğru geri çekilme jestinin ifadesi olan déjà entendu (işitilmiş) aracılığıyla dağıtan ise, hafızanın akustik doğasıdır. Bu bağlamda başvurulabilecek klasik eserlerden biri de Ludwig Tieck’in 1797’de kaleme aldığı Sarışın Eckbert’dir.
Cana Bostan


Kukla Tiyatrosu Üzerine
Kleist, (bir zamanlar İnsanın Düşüşü’nü herkesten daha iyi anladığını iddia eden) Kafka ile İnsanın Düşüşü’nü uzak geçmişteki tarihsel bir olay olarak düşünmemize neden olan şeyin yalnızca zaman kavrayışımız olduğu içgörüsünü paylaşır.
Heinrich von Kleist
![Jean-Luc Nancy’nin Noli me Tangere Metni ve Dokunma[ma]nın İkonografisi](https://static.wixstatic.com/media/893e19_b59bf8bf8cff4f0dbdf59adb5c15576e~mv2.png/v1/fill/w_442,h_250,fp_0.50_0.50,q_35,blur_30,enc_avif,quality_auto/893e19_b59bf8bf8cff4f0dbdf59adb5c15576e~mv2.webp)
![Jean-Luc Nancy’nin Noli me Tangere Metni ve Dokunma[ma]nın İkonografisi](https://static.wixstatic.com/media/893e19_b59bf8bf8cff4f0dbdf59adb5c15576e~mv2.png/v1/fill/w_306,h_173,fp_0.50_0.50,q_95,enc_avif,quality_auto/893e19_b59bf8bf8cff4f0dbdf59adb5c15576e~mv2.webp)
Jean-Luc Nancy’nin Noli me Tangere Metni ve Dokunma[ma]nın İkonografisi
Nancy’nin Noli me Tangere anlatısı bağlamında özellikle istisna olarak tanımladığı durum, İsa’nın dirilmiş [kaldırılmış] bedenine yönelik dokunma eylemini kasten uzak tutmasıdır: “Dokunulmaması gereken, dirilmiş bedendir”
Serap Yüzgüller


İnsanın İşi
Emeğe ve üretime yapılan vurguyu bir kenara bırakmak ve eylemsizliğin değilse de en azından, her edimde kendi shabbat’ını gerçekleştiren ve her işte kendi etkinliksizliğini ve kendi potansiyelini sergilemeye kadir bir çalışmanın figürü olarak çokluğu düşünmeye girişmek zorunlu olacaktır.
Giorgio Agamben


Başkaldırının doğru kullanımı: Peki, öfke nereye gidiyor?
Ayaklanma, başkaldırı, isyan: Öfkenin ateşi, şenlik ile şiddet arası, neşe ile hınç arası öngörülmedik bir olaya yol açar; bu öfke, eğer kendisine başkaldırılan otorite tarafından öylece ezilmediyse ya da kanalize edilmediyse, daima çatallanmaya ya da yolundan çıkmaya elverişlidir. Yani başkaldırı özgürleşmenin eşanlamlısı değildir.
Georges Didi-Huberman


Kant Hırsızı
Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi’ni çalmaya karar verip kitapçının kapısından içeri girdiğimde avuçlarım ter içindeydi ve korku çoktan beni ele geçirmişti. Her şeyin göz açıp kapayıncaya kadar olup bitmesini isterdim.
Tarek Abi Samra


Jest Üzerine Notlar
Doğallık mefhumundan tamamen yoksun insanlar için, her bir beden hareketi bir yazgı haline gelir. Ve beden hareketleri, görünmez güçlerin etkisi altında serbestliklerini ne kadar kaybederse, yaşamı çözmek de o kadar zorlaşır.
Giorgio Agamben


Olmak ve Yaşamak
O halde yok edelim Varlığı. Kısırlık yoluyla. İşlemeyen her organ körelir. Varlık dehadır: Fışkırmazsa ölür. Ama Eserler bariyerleri aşar, her ne kadar, düştüklerinde, sesim sayesinde onlara başkalarının kulak zarının kaygısını sunmayı hor görsem de.
Alfred Jarry


Yeni Dünyaların Keşfi: Seyahatin Politikası ve Mekânın Metaforları
İnsanın yolunu kaybetmesi bir şans meselesi olabilir. Ama bu sinemasal anda sahnelenen şey “tesadüf” değildir. Yeniden tasvir, yeniden biçimlendirme gücüdür, ilk yolculuğun -mutlu yolculuğun- izleri üzerinden geçip onları bulanıklaştırma gücüdür.
Jacques Rancière


Didi-Huberman Foucault'yu Anlatıyor
Foucault’yu okumaya tutkuyla başlamıştım ve üslubunun güzelliği -bu onun başka bir yanıydı- beni kendimden geçiriyordu. Olağanüstü bir yazardı. Kanıt mı? Bilginin Arkeolojisi üstüne notlar almaya çalışırken, neredeyse bütün kitabı baştan yazmıştım. Cümlelerini bozamadım. Kesilip birbirinden ayrılamayacak kadar güzeldiler.
François Caillat


Evsizlere Sığınak *
(...) sürekli yinelenen resimsel motiflerin, bazı önemli meseleleri sonsuza dek resimsiz bellek yitiminin uçurumuna sürüklemek için büyülü efsunlar gibi işleyeceğini gösterir - toplumsal varlığımızın tasarımı içerisinde kavranmayan, tersine bu varlığın kendisini parantez içine alan meseleler. İmgelerin uçuşu, devrim ve ölümden uzaklaşmaktır.
Siegfried Kracauer


Deleuzecü Estetik Diye Bir Şey Var mı?
Deleuze için hakikat, duyulur olanın ardındaki ya da üstündeki idea değildir. Hakikat saf duyulur olandır, doxa’nın “ideaları”na karşı çıkan koşullanmamış duyulur olandır. Koşullanmamış duyulur olan, adalet ya da çöl diye adlandırılan şeydir. Eser, çöle yürüyüştür.
Jacques Rancière


Kırk Dokuz Basamak: Walter Benjamin'e Dair
Benjamin’i tümüyle darmaduman olmuş, yıkıma sürüklenmiş, günah zincirlerine dolanmış bir doğa vizyonuna sahip, kabalacı bir kazazede olarak zihnimizde tasarlayalım. Bu öyle bir doğa ki, artık şeylerin üstüne yazılmış, Hz. Adem’in okuyabileceği tarzda, parıldayan harfler sunmayan, bunun yerine Babil usülü karmaşık işaretlerden ibaret, sonsuza dek bozulmuş bir metin.
Roberto Calasso


Gabriel García Márquez Yaşasaydı Romanının Netflix Uyarlaması Hakkında Ne Düşünürdü?
Netflix’teki uyarlamaya bakılınca Yüzyıllık Yalnızlık’ın ne kadar edebi olduğu; Kafka ve Borges’e, Faulkner ve Rabelais’ye, Decameron ve Arap Şövalyeleri’ne ne kadar borçlu olduğu; Cervantes’in en ciddi torunlarından biri olduğu pek anlaşılmıyor.
Ariel Dorfman


Çok Komik: Mizahın Felsefi Tarihine Bir Bakış
Felsefenin, bir söylem olarak, kendisine direnen şeylerle yüzleşmesi ve ardından bu direnç ve çekim oyununda neler olduğunu izlemesi fikri beni her zaman içine çekmiştir. Son birkaç yıldır odaklandığım üç şey mizah, şiir ve müzik.
Simon Critchley


Okul ve Kapitalizmin İçe Yansıtılması Olarak Eğitim
Hırvat-Avusturyalı katolik bir rahip olan Ivan Illich (1926-2002), başta eğitim, tıp, iş hayatı olmak üzere, hayatın temel alanlarında Batı kültürüne çok sert eleştiriler getiren bir düşünürdü. Jean-Marie Domenech ile “Un certain regard” programı için 19 Mart 1972 tarihininde yaptığı sohbette, elle tutulur olmayan malların kapitalizminden, eğitimin ve bilginin metalaşarak birilerinin imtiyazı haline geldiğinden, eğitimin, kapitalizmi içe yansıtmaktan başka bir şey yapmadığınd
Ivan Illich


Ortak Bağışıklığa Doğru
Esposito, Foucault’nun modern iktidarın yaşamı üretme ve düzenleme kapasitesine yaptığı vurguya sadık kalsa da biyopolitikanın yalnızca ölümcüle, dışlayıcı olana veya olumsuza indirgenemeyeceğini savunur. “Amaç, Nazi ölüm politikasını tersine çevirecek, yaşam üzerine değil yaşam politikası olarak olumlayıcı bir biyopolitikanın ana hatlarını çizmektir.”
Balkır Uysal


Travma İle Baş Etmenin Kolektif Oyunları: Wes Anderson'dan Asteroit Şehir
Wes Anderson'ın filmleri bizi iyi kurulmuş bir rüya aracılığıyla kendi rüyalarımıza güvenmeye, kendimizi rüyalarımıza bırakmaya davet eder. Üstelik, rüyayı övdüğü ve rüyada kalmayı önerdiği için değil; nasılı bize bırakılmış ucu belirsiz uyanmalar için.
Süreyyya Evren
bottom of page