top of page


Kukla Tiyatrosu Üzerine
Kleist, (bir zamanlar İnsanın Düşüşü’nü herkesten daha iyi anladığını iddia eden) Kafka ile İnsanın Düşüşü’nü uzak geçmişteki tarihsel bir olay olarak düşünmemize neden olan şeyin yalnızca zaman kavrayışımız olduğu içgörüsünü paylaşır.
Heinrich von Kleist


Tekrar Tekrar Okudum!
Yazar, editör ve çevirmenlere tekrar okudukları eserleri sorduk. Tekrarın yatıştırıcı doğasına bazen de tekrara düşmenin metni sönümleyen işleyişine ilişkin pasajlar geldi.
Punctum Dergi


Dostluk (dostluğa, ölüme, unutuşa ve edebiyat tarihine dair) *
Bir dosttan bahsetmeye nasıl yanaşır insan? Ne methiye düzmek, ne de bazı hakikatlerin tecellisi için. Karakterinin hususiyetleri, varoluşunun biçimleri, yaşamının dönemleri, kendini sorumsuzluk raddesinde sorumlu hissetmiş olduğu araştırmayla uyum içinde bile kimseye ait değildir.
Maurice Blanchot


Georges Didi-Huberman’ın Kütüphanesi’nde *
Bir kütüphanede olma fikri ile bir adada olma fikri arasında bence bir çelişki var, çünkü eğer adadaysam kitaplığım yoktur. Kitaplığıma yürekten bağlıyım. Yeniyetme çağımdan beri inşa ediyorum kitaplığımı. Tam sayısını bilmiyorum ama aşağı yukarı 45 bin kitap barındırıyor olsa gerek.
Georges Didi-Huberman


Didi-Huberman Foucault'yu Anlatıyor
Foucault’yu okumaya tutkuyla başlamıştım ve üslubunun güzelliği -bu onun başka bir yanıydı- beni kendimden geçiriyordu. Olağanüstü bir yazardı. Kanıt mı? Bilginin Arkeolojisi üstüne notlar almaya çalışırken, neredeyse bütün kitabı baştan yazmıştım. Cümlelerini bozamadım. Kesilip birbirinden ayrılamayacak kadar güzeldiler.
François Caillat


“Ortaçağı Düşlemek”: Yayınlanmamış Bir Fragman
Benim Ortaçağım geleceğe dair bir nostaljiyi barındıran gerçekçi bir dönemdi. Fakat şimdiye dek gördük ki Ortaçağ, tanım gereği, daima haklı olduğunu varsayan bir Gelenek tarafından da model alınabilir.
Umberto Eco


Şiir ve Düşünce
Binyıllardır insanın muhayyilesini besleyen dinsel ve mitolojik imgelem artık çekiliyor, dinlerin kutsal alametleri dünyadan kazınıyor, şeyler mukaddes esvabından soyunuyordu: Sadece Tanrı ve Tanrılar değil Kutsal da ölüyordu; yeni ilahlar, yeni ilahsızlıklar gelmekteydi, daha önce görülmedik türden – en dünyevisinden, en cismanisinden, en şeyleşmişinden.
Oğuz Tecimen


Müzakere Cumhuriyeti: Habermas 90 Yaşında
“Muhtemel dünyaların en iyisinde yaşadığımıza” dair ahmakça iddia, statükonun elindeki en iyi savunma değildir. Birinin felsefesi, çeşitli şahsi kusurları, hataları ve yetersizlikleri eleştirmek için sağladığı fırsatların borazanlığı yaptığında, mevcut toplumsal ve ekonomik yapıları onayladığını hasır altı etme onu çok daha verimli yapar.
Raymond Geuss


Nesneler Âleminde Bir Hâletiruhiye
Arter'deki ilk özel koleksiyon sergisi Farz Et Ki Sen Yoksun'dan yola çıkılarak hazırlanan kitapta küratör Selen Ansen ile yazarlar Claudia Swan ve Cana Bostan'ın metinlerine 400'e yakın sanatçının eserlerinden görseller eşlik ediyor. Sergi Aralık 2024 tarihine dek gezilebilir.
Esra Beşiroğlu


Eleştirel Düşünce için Yedi Alet
Dennett’in kullandığı ilk alet katı entelektüel dürüstlüğü salık veriyor, kendini tahkik etme, yargılama ve yanılgıyı kabul etme. Tipik olarak bunu şu şekilde tarif ediyor: “Bir hata yaptığınızda, derin bir nefes alıp dişlerinizi gıcırdatmayı ve kendi hata hafızanızı kıyasıya yoklayarak, onu elinizden geldiğince duygusallıktan uzak, tarafsız bir şekilde incelemeyi öğrenmelisiniz.”
Daniel Dennett


Jakuzide Üryan, Kara Boşluğa Nazır: Edebiyatın ve Manifestoların Sonunun Ardından Bir Edebiyat Manifestosu
Günümüzde edebiyat ne âlemde? Kamusal ve varoluşsal gücünü kaybettiği bir çağda artık ne anlamı var edebiyatın? Trajik ve devrimci yazının yasını tuttuğumuz bir zamanda ne yazılabilir, nasıl yazılabilir?
Lars Iyer


Gösterenlerin Özgür Oyunu: Nuri Kuzucan'ın Pasaj'ı
Mükemmel, her bakımdan tamamlanmış işler sunma konusunda temkinli bir konumu tercih ettiğini belirtiyor Kuzucan, belki de bu buyur etme halini sürekli kılabilmek için. “Olanakları paylaşmadan ya da başkalarının katkısı olmadan yeni bir değer oluşturmanın imkânı yok” diyor, beraber çalışmanın önemine vurgu yaparken. Öyle sanıyorum ki, aynı ilkeyi izleyiciyle ilişkilerde de muhafaza etme, çalıştırma arzusunda.
Abdurrahman Aydın


Gölgeler Arasında
Hannah Arendt’in “tarihsel hakikat” konusunda söylediğini buraya da uyarlayabiliriz: Yazarlar söz konusuysa “mitolojinin o eğlenceli oyun sahasını terk etmemiz” yerinde olur. Sanırım bunu idrak edememek, kişisel olarak sınır çizgisinin bulanıklığını kabullenemeyenlerin kabahati. Ne de olsa neoliberal rasyonalitenin en önemli ezberlerinden biridir bu: Olup bitenler bireyden başkasının kabahati olamaz; dolayısıyla yapısal sorunları çözmekle de birey mükelleftir.
Utku Özmakas


İdol ya da Tablonun Görkemi
Resim, hayranlığı orijinalden çalıp benzerliğe aktararak dünyanın görünürlüğünün prestijini yıkar ve bu anlamda fiziğin epistemolojik önceliğini iptal eder. Bakışı dünyaya dair zincirlerinden ve kozmik hapsinden kurtarır.
Jean-Luc Marion


Adorno’nun Boşlukları*
Adorno, hareketinin motivasyonunu tıpkı bir davada savunma yapan bir avukat gibi haklı olma ve muhtemel muhaliflerini ikna etme zorunluluğundan almayan “Post-Sokratik” bir felsefe yapma biçiminin peşine düşmüştü. O halde, Minima Moralia’yı oluşturan mikro-soruşturmaların, uzlaşma talep etmeyen ancak başka türlü bir akla yatkınlığa sahip olan bir dizi imge, varsayım, içgörü, hatta (bir tür) “argüman” olması gerekir.
Raymond Geuss


J. W. Dunne ve Rüyalara Karışan Gelecek
“Dunne, öldükten sonra sonsuzluğun üstesinden nasıl gelineceğini öğreneceğimiz konusunda bize güvence verir. Yaşamlarımızın tüm anlarını açıp istediğimiz biçimde birleştireceğiz. Tanrı, dostlarımız ve Shakespeare bizimle olacak.”
Murat Erşen


Yazma Ritüelleri
Utku Özmakas ve Yasin Karaman yazma ritüelleri üzerine söyleşiyor; Sylvia Plath'den Jonathan Franzen'a, Agatha Christie'den Hemingway'e, Proust'tan Flaubert'e, Cortazar'dan Sartre'a, çeşitli yazarlara değinerek yazma sürecindeki disiplin pratiklerinin karşısına eserin formuna ruh üfleyen ilham seanslarının antropolojisini koyuyorlar.
Utku Özmakas / Yasin Karaman


Sürekli Demokrasiyi Ararken
Akal için demokrasi özü gereği zaten süreklidir. Kesintiye veya bir sınıra maruz kaldığında, demokrasi demokrasi olmaktan çıkar. Bu noktada “sürekli” sıfatı, kitapta sıkça geçen bir diğer sıfat olan “sınırsız”da anlamını koyulaştırır.
Eylem Canaslan


Birkaç Filistin: Opera Ölümleri, Gerçek Ölümler ve Islık Ölümler
... geçmişte kalmış bir ölümü araştıranın bugün ölümün hâlâ mümkün olduğunu öğreneceğini söylüyor. Bir çözüm önermiyor. Çözümsüz bir acının içinden bir ıslık gibi çıkıyor çizdiği ölümler. Belki de çölde unutulmuş dönüp dolaşan sesler gibi.
Süreyyya Evren


Mutfakta Neler Oluyor? Aile, Kültür, Hafıza
O halde yemek yapmak, tarif paylaşmak, birlikte yemek, hangi yemeği yapacağına karar vermek, yemek pişirirken tanışmak, bir masa etrafında buluşmak, farklı mutfak kültürlerini öğrenmek, haz duymak, koklamak, tadına bakmak, sofra kurmak ve daha fazlası benliği ortaya koymakla, ait olmakla ve hissetmekle nasıl ilişkilenir?
Dilan Salkaya
bottom of page