top of page


Jest Üzerine Notlar
Doğallık mefhumundan tamamen yoksun insanlar için, her bir beden hareketi bir yazgı haline gelir. Ve beden hareketleri, görünmez güçlerin etkisi altında serbestliklerini ne kadar kaybederse, yaşamı çözmek de o kadar zorlaşır.
Giorgio Agamben


Olmak ve Yaşamak
O halde yok edelim Varlığı. Kısırlık yoluyla. İşlemeyen her organ körelir. Varlık dehadır: Fışkırmazsa ölür. Ama Eserler bariyerleri aşar, her ne kadar, düştüklerinde, sesim sayesinde onlara başkalarının kulak zarının kaygısını sunmayı hor görsem de.
Alfred Jarry


Yeni Dünyaların Keşfi: Seyahatin Politikası ve Mekânın Metaforları
İnsanın yolunu kaybetmesi bir şans meselesi olabilir. Ama bu sinemasal anda sahnelenen şey “tesadüf” değildir. Yeniden tasvir, yeniden biçimlendirme gücüdür, ilk yolculuğun -mutlu yolculuğun- izleri üzerinden geçip onları bulanıklaştırma gücüdür.
Jacques Rancière


Didi-Huberman Foucault'yu Anlatıyor
Foucault’yu okumaya tutkuyla başlamıştım ve üslubunun güzelliği -bu onun başka bir yanıydı- beni kendimden geçiriyordu. Olağanüstü bir yazardı. Kanıt mı? Bilginin Arkeolojisi üstüne notlar almaya çalışırken, neredeyse bütün kitabı baştan yazmıştım. Cümlelerini bozamadım. Kesilip birbirinden ayrılamayacak kadar güzeldiler.
François Caillat


Eleştiri Olarak Soybilim
Foucault son dönemlerinde verdiği bir söyleşide derdinin “x yanlıştır” ya da “x kötüdür” değil, “x tehlikelidir” demek olduğunu söyler. Tehlikeli olan, dikkatimizi öncelikli olarak üzerinde yoğunlaştırmamız gereken, her şeyden önce dikkate almamız gereken şeydir.
Raymond Geuss


Evsizlere Sığınak *
(...) sürekli yinelenen resimsel motiflerin, bazı önemli meseleleri sonsuza dek resimsiz bellek yitiminin uçurumuna sürüklemek için büyülü efsunlar gibi işleyeceğini gösterir - toplumsal varlığımızın tasarımı içerisinde kavranmayan, tersine bu varlığın kendisini parantez içine alan meseleler. İmgelerin uçuşu, devrim ve ölümden uzaklaşmaktır.
Siegfried Kracauer


Daha Önce Yaşanmış Gibi: Virno’da Déjà Vu
Virno’ya göre çağdaş dünyada toplumsal biçimler ve davranış kalıpları sürekli yeniden üretildiği için yeni olan çoğu zaman gerçekten yeni gibi görünmez; daha ortaya çıktığı anda bile tanıdık bir tekrar hissi uyandırır.
Melis Tezer


Deleuzecü Estetik Diye Bir Şey Var mı?
Deleuze için hakikat, duyulur olanın ardındaki ya da üstündeki idea değildir. Hakikat saf duyulur olandır, doxa’nın “ideaları”na karşı çıkan koşullanmamış duyulur olandır. Koşullanmamış duyulur olan, adalet ya da çöl diye adlandırılan şeydir. Eser, çöle yürüyüştür.
Jacques Rancière


Kırk Dokuz Basamak: Walter Benjamin'e Dair
Benjamin’i tümüyle darmaduman olmuş, yıkıma sürüklenmiş, günah zincirlerine dolanmış bir doğa vizyonuna sahip, kabalacı bir kazazede olarak zihnimizde tasarlayalım. Bu öyle bir doğa ki, artık şeylerin üstüne yazılmış, Hz. Adem’in okuyabileceği tarzda, parıldayan harfler sunmayan, bunun yerine Babil usülü karmaşık işaretlerden ibaret, sonsuza dek bozulmuş bir metin.
Roberto Calasso


Gabriel García Márquez Yaşasaydı Romanının Netflix Uyarlaması Hakkında Ne Düşünürdü?
Netflix’teki uyarlamaya bakılınca Yüzyıllık Yalnızlık’ın ne kadar edebi olduğu; Kafka ve Borges’e, Faulkner ve Rabelais’ye, Decameron ve Arap Şövalyeleri’ne ne kadar borçlu olduğu; Cervantes’in en ciddi torunlarından biri olduğu pek anlaşılmıyor.
Ariel Dorfman


Çok Komik: Mizahın Felsefi Tarihine Bir Bakış
Felsefenin, bir söylem olarak, kendisine direnen şeylerle yüzleşmesi ve ardından bu direnç ve çekim oyununda neler olduğunu izlemesi fikri beni her zaman içine çekmiştir. Son birkaç yıldır odaklandığım üç şey mizah, şiir ve müzik.
Simon Critchley


Okul ve Kapitalizmin İçe Yansıtılması Olarak Eğitim
Hırvat-Avusturyalı katolik bir rahip olan Ivan Illich (1926-2002), başta eğitim, tıp, iş hayatı olmak üzere, hayatın temel alanlarında Batı kültürüne çok sert eleştiriler getiren bir düşünürdü. Jean-Marie Domenech ile “Un certain regard” programı için 19 Mart 1972 tarihininde yaptığı sohbette, elle tutulur olmayan malların kapitalizminden, eğitimin ve bilginin metalaşarak birilerinin imtiyazı haline geldiğinden, eğitimin, kapitalizmi içe yansıtmaktan başka bir şey yapmadığınd
Ivan Illich


Ortak Bağışıklığa Doğru
Esposito, Foucault’nun modern iktidarın yaşamı üretme ve düzenleme kapasitesine yaptığı vurguya sadık kalsa da biyopolitikanın yalnızca ölümcüle, dışlayıcı olana veya olumsuza indirgenemeyeceğini savunur. “Amaç, Nazi ölüm politikasını tersine çevirecek, yaşam üzerine değil yaşam politikası olarak olumlayıcı bir biyopolitikanın ana hatlarını çizmektir.”
Balkır Uysal


Travma İle Baş Etmenin Kolektif Oyunları: Wes Anderson'dan Asteroit Şehir
Wes Anderson'ın filmleri bizi iyi kurulmuş bir rüya aracılığıyla kendi rüyalarımıza güvenmeye, kendimizi rüyalarımıza bırakmaya davet eder. Üstelik, rüyayı övdüğü ve rüyada kalmayı önerdiği için değil; nasılı bize bırakılmış ucu belirsiz uyanmalar için.
Süreyyya Evren


Bir Metro Haritası Olarak Tractatus
Gál'ın Tractatus'unun yirmi yedi bölümü Burger'ınkinden hem daha iyimser hem de soyut, daha kompakt ve kapsam olarak daha geniştir ve tüm bu açılardan adını aldığı esere daha yakındır.
Ryan Ruby


Mimesisin Kurbanları: Ya Kelime Şeyi Resmetmeye Borçlu Değilse?
... yalnız Narkissus değil, edebiyat tarihinin bütün “kolay inanan çocukları” imgenin gündelik hayatı dönüştüren ve yavanlıktan, sıkıcılıktan kurtaran cazibesinin peşinden gitmeyi seçtiler.
Aslı Güneş


''Biz, Halk'': Toplanma Özgürlüğü Üzerine Düşünceler
“Biz” olan halk kendini temsil etmekten daha başka bir şey yapar, kendini halk olarak kurar; bu kendini yaratma ya da kendini kurma eylemi herhangi bir temsil biçimiyle aynı şey değildir.
Judith Butler


Sinemada Bakış: Lacan’ın “le regard” (gaze) kavramı ve bakma/görme’den (look, vision) farkı
Jean-Luc Godard 1968'de anlatıya son verdiğini ilan etti. Ona göre anlatı, seyirciler için ideolojik bir tuzaktan başka bir şey değildi, sonraki kariyeri de, görüntülerin radikal bir şekilde yan yana getirilmesi uğruna anlatının terk edilmesinin bir kroniği olmuştur, ancak Hollywood’un, hevesli seyircileri, bakışa ideolojik ihanetinin tuzağına çekmek için kullandığı fantazmatik anlatı mutlaka ideolojik değildir. Fantazmatik anlatı sinemanın politik savaş alanıdır.
Todd McGowan


Aşkınsal Edebiyat ve Aptallık Problemi
Aptallık, düşüncenin bir yapısı olarak henüz düşünemiyor olmaktır. Bu anlamıyla aptallık düşüncenin krizine işaret etmektedir. Çünkü düşüncenin ufku yerleşik değerlerce belirlenmiş ve böylece fark ve yenilik düşünülemez hale gelmiştir.
Emir Can Civelek


Yüz
Bana boşluklarını teşhir ederek arsızca bakabilirler, sanki ardında bu boşluğu tanıyan ve onu nüfuz edilemez bir gizlenme yeri olarak kullanan uçurumsu bir başka göz varmışçasına; ya da hayasızca, hiç çekinmeden, bakışlarımızın boşluğunda aşkın ve sözün geçmesine müsaade ederek.
Giorgio Agamben
bottom of page