top of page


Auto-Bio-Graphy: Orhan Veli’nin ve Ahmet Erhan’ın Otobiyografik Şiirlerinde Önbelleği Tanatografik Olarak Sile-Yazmak
Orhan Veli ve Ahmet Erhan hatırlayarak otobiyografik bir şiir yazmazlar, onların otobiyografileri yazılan şiir tarafından her defasında yeniden kurulur. Sonuç olarak “auto-bio-graphy”i ayıran çizgilerin uçlarında, yaşamın ötesinde ve ölümün gölgesi altında yazılan bu şiirler dışsallaştırılmış bir hafızanın, sile-yazılan bir önbelleğin temsilidir.
Mert Tutucu


Yorum Üzerine: “Ayırma Gerekliliği"
Bir kitap neden yorumlanır? Onu daha okunur kılmak için. Eleştirmen, okurun gayet mütevazı, kitabınsa oldukça yüce bir şey olduğu ve bu iki zıt ucu birbirine yaklaştırmak için, bir arabulucuya ihtiyaç bulunduğu fikrine samimiyetle biat eder.
Maurice Blanchot


Tolstoy mu Dostoyevski mi?
Edebiyatımızda üç çok büyük uğrak olmuştur: Yunan uğrağı, Yunan trajedisi, Shakespeare uğrağı ve Rus romanı ki bu uğrak tuhaf biçimde çok kısa sürmüştür, değil mi? Gogol ile başlayıp Dostoyevski'yle sona eren 60 yıl…
Georg Steiner & Georges Bortoli


Eleştiri Üzerine Fragmanlar
İyi eleştirmen kendi görüşünü ayan beyan öne sürmekten kaçınır. Büyük eleştirmen, kendi görüşünü vermek yerine, eleştirel analizi üzerinden başkalarının kendi görüşünü oluşturmasını sağlar.
Walter Benjamin


Akustik Adalet: Bir Dinleme Teorisi*
Unutuş ve hatırlamanın doğruluk bölgelerini bir araya getiren, unutmaya uygun mesafedeki tek hatırlama türü ise, zaman katmanlarının ucube bedenselliği hâlindeki “Déjà vu”dur. Déjà vu’nun düzenlediği zemini, anonimin sesine doğru geri çekilme jestinin ifadesi olan déjà entendu (işitilmiş) aracılığıyla dağıtan ise, hafızanın akustik doğasıdır. Bu bağlamda başvurulabilecek klasik eserlerden biri de Ludwig Tieck’in 1797’de kaleme aldığı Sarışın Eckbert’dir.
Cana Bostan


Kazuo Ishiguro Gibi Bir Çağdaş
Ishiguro devasa bir resim üzerinde çalışan bir ressam gibi. Resmin heybetli, yayılıp genişleyen tarzı bir katedralin tavanını ya da duvarlarını kaplayabilir. Uçsuz bucaksız bir zaman ve muazzam bir enerji isteyen tek bir eser. Hayat boyu sürecek bir iş. Birkaç yılda bir, bu resmin bir kısmını tamamlıyor ve bize gösteriyor.
Haruki Murakami


Başkaldırının doğru kullanımı: Peki, öfke nereye gidiyor?
Ayaklanma, başkaldırı, isyan: Öfkenin ateşi, şenlik ile şiddet arası, neşe ile hınç arası öngörülmedik bir olaya yol açar; bu öfke, eğer kendisine başkaldırılan otorite tarafından öylece ezilmediyse ya da kanalize edilmediyse, daima çatallanmaya ya da yolundan çıkmaya elverişlidir. Yani başkaldırı özgürleşmenin eşanlamlısı değildir.
Georges Didi-Huberman


Gabriel García Márquez Yaşasaydı Romanının Netflix Uyarlaması Hakkında Ne Düşünürdü?
Netflix’teki uyarlamaya bakılınca Yüzyıllık Yalnızlık’ın ne kadar edebi olduğu; Kafka ve Borges’e, Faulkner ve Rabelais’ye, Decameron ve Arap Şövalyeleri’ne ne kadar borçlu olduğu; Cervantes’in en ciddi torunlarından biri olduğu pek anlaşılmıyor.
Ariel Dorfman


Bir Metro Haritası Olarak Tractatus
Gál'ın Tractatus'unun yirmi yedi bölümü Burger'ınkinden hem daha iyimser hem de soyut, daha kompakt ve kapsam olarak daha geniştir ve tüm bu açılardan adını aldığı esere daha yakındır.
Ryan Ruby


Aşkınsal Edebiyat ve Aptallık Problemi
Aptallık, düşüncenin bir yapısı olarak henüz düşünemiyor olmaktır. Bu anlamıyla aptallık düşüncenin krizine işaret etmektedir. Çünkü düşüncenin ufku yerleşik değerlerce belirlenmiş ve böylece fark ve yenilik düşünülemez hale gelmiştir.
Emir Can Civelek


Gemiden Düşen ve Gemide Kısılıp Kalan: Herbert Clyde Lewis ile Norah Lange Arasındaki Deniz
Gemiye bir erkek yerine kadın binse ne olurdu sorusunun yanıtında oluşan duruma, sadece erkek mürettebatın olduğu bir gemideki koşulları eklersek, Arjantinli yazar Norah Lange’in 45 Gün ve 30 Denizci (45 días y 30 marineros, 1933) romanına ulaşırız.
Orçun Güzer


Kritiği Değiştirmek: Orhan Koçak’ın Orhan Pamuk’u
Romancı ile edebiyat eleştirmeni arasındaki ilişkiyi bir köle efendi diyalektiğine yerleştirdiğimizde bu boyut eleştiriyi ve kurmacayı nasıl tahrif eder? Burada tahrifatı bir tür poiesis, büyülü bir işlem ya da kurtarılmaya değer malzemenin işaretlenişi biçiminde de düşünmeli.
Cana Bostan


Kafka’nın Akademi için bir Rapor'unda Dönüşüm
Bilindiği gibi, Kafka’nın eserlerinde fiili dünyada varolan yer ve kişi adlarına veya yaşanmış olaylara doğrudan atıflara hemen hiç rastlanmaz. Fakat bu istisnai parçada RotPeter’ı yakalayıp Avrupa’ya getiren sömürge şirketi, yirminci yüzyıl başında Almanca konuşulan dünyada ve Amerika’da adı hemen herkesçe bilinen Hagenbeck şirketidir.
Emine Ayhan


Thomas Pynchon’ın Anagramları: “Entropi” Öyküsündeki İsimlendirmelere Dair Bir Tez
öyküde çeşitli sebeplerle ABD’ye göç etmek zorunda kalmış göçmen kitlelerinin dört beş dilin aynı anda konuşulduğu, diller arası geçişin doğallıkla yapıldığı polyglot partilerinden bahsedilir. Yeni katılan misafirler bu çokdilli sohbetlere dahil olamadıklarında bir biçimde dışlanır, bu çokdilli vatandaşlar tarafından görmezden gelinirler.
Yasin Karaman


İsimler *
"Bir romanda isimler asla tarafsız değildir. Daima bir şeye işaret ederler, hatta işaret edilen doğrudan doğruya aleladelik bile olabilir. Komedi yazarları, hiciv yazarları veya didaktik yazarlar adlandırmalarında coşarcasına yaratıcı veyahut kör göze parmağım alegorik olmanın bedelini göze alabilirler."
David Lodge


Beckett, Birkaç Karşılaşma
“Dünyada geçireceğimiz zaman onu kendimizden başka bir şey için kullacak kadar uzun değil.” Bir şairin bu sözü dış güdümlü, tali, başka olmayı reddeden herhangi birine tatbik edilebilir. Beckett ya da dengi görülmemiş kendi olma sanatı.
Emil Cioran


Külkedisi Masalının Ters Yüz Edilişi
Külkedisi masalında, Cinderella’nın üvey kız kardeşlerinin, kapı kapı dolaşan prensin testini geçmek ve ayakkabıyı giyebilmek için ayaklarının bir kısmını kesmesi çarpıcı bir ayrıntıdır. Fakat bu sarsıcı kısım masalın Charles Perrault versiyonunda bulunmaz.
Orçun Güzer


Editörün Yazar Olarak Portresi
Punctum Söyleşileri'nde konuğumuz İshak Reyna. ''Editörün Yazar Olarak Portresi'' başlıklı söyleşinin moderatörlüğünü Oğuz Tecimen üstlenecek. Yazarın, Tuşların Kardeşliği, Azınlık ve Kitapların Yolculuğu eserleri ile diğer deneme ve derlemelerinden hareketle edebiyat, eleştiri, otobiyografik kurmacalar ve profesyonel okurluk gibi temalara uzanan bir sohbete eşlik edeceğiz.
Punctum Dergi


Gündelik Şeylerin Görünmez Güzelliği
Kurt Vonnegut insan doğasındaki bir kusurun da herkesin ‘inşa’ etmek istemesi; ama kimsenin bakım ve onarım işleriyle uğraşmak istememesi olduğunu söylüyor. Üstad Yanagi ise “Her şeyin makinelerle üretileceği yakın gelecekte, insan elinin vaktiyle böyle hayret uyandıran maharetleri olduğuna şaşılacak" diyor ki haklı…
Sona Ertekin


Mürekkep Lekesi: İçeriden, incelikli bir acıyla
Her çağ ve ülke, aslında her yeni iktidar geçmişi tahrif ederek tarihi yeniden yazdıkça içinde yaşadığımız günlerin geleceğe nasıl aktarılacağına ilişkin sorularla dolup taşıyorum. Çağdaşlarımız, ait olduğumuz kuşak, hepimiz ölüp gittikten sonra nasıl tanımlanacağımızı merak ediyorum. Gezegenimizin çöküşüne giden yollara taş döşemiş hissiz kuşaklar olarak suçlanacak mıyız?
Ayfer Tunç
bottom of page