top of page


Hovsep Vartanyan'ın Akabi Hikâyesi
Türkçe yazılmış ilk roman olarak bilinen Hovsep Vartanyan'ın Akabi Hikâyesi Aras Yayıncılık'tan çıktı. Betül Bakırcı'nın Ermeni harfli Türkçeden günümüz Türkçesinin standartlarına çevirdiği metnin daha önce Andreas Tietze tarafından yapılan akademik bir neşrini okumuştum.
Fatih Altuğ


''Biz, Halk'': Toplanma Özgürlüğü Üzerine Düşünceler
“Biz” olan halk kendini temsil etmekten daha başka bir şey yapar, kendini halk olarak kurar; bu kendini yaratma ya da kendini kurma eylemi herhangi bir temsil biçimiyle aynı şey değildir.
Judith Butler


Gabriel García Márquez Yaşasaydı Romanının Netflix Uyarlaması Hakkında Ne Düşünürdü?
Netflix’teki uyarlamaya bakılınca Yüzyıllık Yalnızlık’ın ne kadar edebi olduğu; Kafka ve Borges’e, Faulkner ve Rabelais’ye, Decameron ve Arap Şövalyeleri’ne ne kadar borçlu olduğu; Cervantes’in en ciddi torunlarından biri olduğu pek anlaşılmıyor.
Ariel Dorfman


Milan Kundera ile Söyleşi
''Rus işgalinden sonra, benden herhangi bir şey yayınlamak, oynamak mutlak surette yasaklandı. İşten atıldım, artık neredeyse var değildim, (...) o dönem taksi şoförlüğü bile yapamıyordum; yapmak istesem, reddediliyordum.''
Punctum Dergi


(Seferî) Mizahın Politikası Üzerine: Die Partei, Filistin ve Critchley
Critchley’ye göre doğru mizahın iyileştirici olması beklenir, hiciv başka bir dünyanın var olabileceğine dair dönüştürücü etkinin keşfedilmesine katkı sağlamalıdır. Komedyen herkesin yabancılaştığı şeydeki kanıksanan kısmı ve olağandışı kılınanın olağanlaştırılmasını risk alarak esprileştirdiğinde bizi toplumsal yapıdaki çarpıklıkla yüzleştirir, kendimize itiraf edemediğimiz gerçekleri gülünç bulmaya ve dönüşmeye başlarız...
Yağız Alp Tangün


Linguistik Kolonizasyon: Kürd Filmlerinde Dilin Kullanımları
Türkçenin yanı sıra Kürdçe de “kekeleyen”, “inleyen”, “gevelenen” bir sese dönüşmektedir Kürd filmlerinde. Türkçe Kürdlerin anadili olmadığı için; Kürdçe de sömürgenin “standardize” olmamış, asimile edilmiş, zayıf bırakılmış dili olduğu için film kişileri her iki dilde de yersizyurtsuz gibidir.
Sebahattin Şen


''Oraya Kendimi Koydum'' (Şairlerle Söyleşi)
... belgesel şiir, yazıyı sessizliğin yerine geçirme çabası olarak değil, tam tersine sessizliği içinde barındırma çabası olarak kullanır. Bu yaklaşım, sessiz yığınların özgün deneyimlerini ve ifadelerini koruyarak onları tarih anlatısına katma amacını taşır. Oraya Kendimi Koydum’da yapmaya çabaladığımız şey, sözlü tarih kayıtlarının şiirin dilinde özgün bir şekilde ifade edilmesi değildi. Belgenin sesini çalmak yerine ona saygı duyarak duyulur kılındığı bir örnek oluşturabil
Belma Fırat


Shakespeare'den nefret etmeyi neden bıraktım?
Shakespeare’in müstehcenliği benim için çok önemli bir hale gelmişti, çünkü müstehcenlik cazın unsurlarından biriydi; ve caz benim yalnızca Zenciler arasında deneyimlediğim ve daha sonra utanmam gerektiği öğretilen, Amerikalıların çoğunun kaybettiği; bedene dair muazzam, sevgi dolu ve gerçekçi bir saygıyı ve bedenin içerdiği o dile dökülemeyecek gücü ortaya çıkarmıştı.
James Baldwin


Temsilin Zamanından Arzunun Zamanına
Şimdinin eskatolojisi gelecek fikrinin kötürümselleştirilmesidir. Dramatik yapıda zamanın niteliğinden söz ederken Goethe, “gelecek yokluğu kötülüktür” demişti; değişime uğrayan metinlerin zamanı hakkında konuşurken ise Heiner Müller, “gelecek sevgisi nekrofilidir” diyecektir.
Süreyya Karacabey


Kritiği Değiştirmek: Orhan Koçak’ın Orhan Pamuk’u
Romancı ile edebiyat eleştirmeni arasındaki ilişkiyi bir köle efendi diyalektiğine yerleştirdiğimizde bu boyut eleştiriyi ve kurmacayı nasıl tahrif eder? Burada tahrifatı bir tür poiesis, büyülü bir işlem ya da kurtarılmaya değer malzemenin işaretlenişi biçiminde de düşünmeli.
Cana Bostan


Popülizmi Düşünmek: Halkın bir geleceği var mı?
Bugün, bir sözcük her yerde zafer kazanıyor, adalet sözcüğü. Adalet teorileriyle birlikte hem genel popüler duyguda hem siyaset felsefesinde. Ama eşitliğin gerçek dilini de yeniden konuşmaya ihtiyacımız var.
Pierre Rosanvallon


hayat kuru, hayat kurak
Bir sinema filmine nasıl bağlanılır diye sorulsa, sözü edilen filmin insanın ruhunda açtığı müzikal gamla bağ kurulur, derdim. O özgün gam, başka bir eserde yeni bağlamları rezone edecek kadar kuvvetli olduğunda, bir film anıya dönüşebilir. Sinemanın en belirleyici kipliği deneyimsel geçirgenlik taşıması. İzlemeyi deneyime vardıran etki de bu geçirgenlikten geliyor.
Sema Kaygusuz


Kanlı Bir Mesele Olarak Felsefe
Filozof ölmeyi tercih ettiğinde –inançlarıyla tutarlılık meselesi olarak öldüğünde– felsefe neşvünema bulur. Sokrates’in ölümü, muazzam tesirleri olan gelecek kuşakların önünü açmıştır; ki yazılı bir eserin yokluğunda az buz bir mucize değildir bu.
Costica Bradatan


Gilbert Simondon: Bireyleşme Felsefesi
Simondon Nietzsche’nin iddia ettiği gibi, her anlamda “tehlikeli belki”nin düşünürüdür. Yarım asrı aşan gecikme başka türlü anlaşılamaz.
Hüsamettin Çetinkaya


Hayaletler, Hayaletler ve Hayaletler
Hayaletbilim, edebi çalışmaların entelektüel kapasitesini artırmaya, edebiyatı ölülerle ilişkimizi sorgulayabileceğimiz, yaşayanların anlaşılması zor kimliklerini inceleyebileceğimiz ve düşünülen ile düşünülemeyen arasındaki sınırları keşfedebileceğimiz bir yer haline getirmeye yönelik çabanın bir parçasıdır. Hayalet, birbirleriyle rekabet eden epistemolojik ve etik konumların odak noktası haline gelir.
Colin Davis


Auerbach’ın Mimesis Tarihi Üzerine
Geleneksel formların ihlal edildiği anlar / uğraklar, alternatif ilkelerin yeni formülasyonu, yeni bir başlangıç, kişisel konuşma, edebi konuların değişmesi… Bunun sonucunda “insan gerçekliğinin ortak ve çok yönlü dünyasına” ilişkin yeni bir bakış açısı ve yeni bir ton ortaya çıkar: “Modern edebiyatta taklit tekniğiyle, tipi ve toplumsal konumu ne olursa olsun herhangi bir karakter ciddi, problematik ve trajik bir anlayışla ele alınabilir.”
Gunter Gebauer & Christoph Wulf


''Bir Hikâye Anlatmak''
... hikâyelerin edebiyatta olup olmaması beni gerçekten ilgilendirmiyor. Samimi olmam gerekirse, bu hayat yaşandığı ve ben de onda bir tür anlam gördüğüm için onu korumak isterim, kaybolmasın diye, unutulmasın diye. İster şehir hayatına oturtulsunlar ister köy hayatına, aslında hikâyeler sonlarında başlar, yani hayatta.
John Berger & Susan Sontag


Editörün Yazar Olarak Portresi
Punctum Söyleşileri'nde konuğumuz İshak Reyna. ''Editörün Yazar Olarak Portresi'' başlıklı söyleşinin moderatörlüğünü Oğuz Tecimen üstlenecek. Yazarın, Tuşların Kardeşliği, Azınlık ve Kitapların Yolculuğu eserleri ile diğer deneme ve derlemelerinden hareketle edebiyat, eleştiri, otobiyografik kurmacalar ve profesyonel okurluk gibi temalara uzanan bir sohbete eşlik edeceğiz.
Punctum Dergi


Afşin Kum ile Söyleşi: Yerli Bilimkurgu
Punctum Söyleşileri’nde konuğumuz, yazar Afşin Kum’du. Romancıyla ''Sıcak Kafa'' ve ''Kübra'' kitaplarından hareketle fantastik ve bilim kurgu öğelerinin Türkçedeki imkânlarını tartıştık. Moderatörlüğünü Murat Erşen’in üstlendiği söyleşide kıyamet-sonrası evren tahayyüllerinden zaman kavramına ve absürdizmin dinamiklerine uzanan bir sohbete eşlik ettik.
Punctum Dergi


Televizüel İmgeler, Montaj ve “Muhtelif Haberler”
Sinemanın aksine, televizyon olan biteni şimdiki zamana indirger, en azından geleneksel kullanımıyla. Ama bir farkla, imkânsız olarak olup bitmiş olanın “nasıl imkân dahilinde olduğunu” yani “inanılmazlığını” bir kez daha düşündürerek ve onu kendi (düşünsel) gücünden yoksun kılarak.
İpek Gürkan
bottom of page




