top of page


Mimesisin Kurbanları: Ya Kelime Şeyi Resmetmeye Borçlu Değilse?
... yalnız Narkissus değil, edebiyat tarihinin bütün “kolay inanan çocukları” imgenin gündelik hayatı dönüştüren ve yavanlıktan, sıkıcılıktan kurtaran cazibesinin peşinden gitmeyi seçtiler.
Aslı Güneş


Aşkınsal Edebiyat ve Aptallık Problemi
Aptallık, düşüncenin bir yapısı olarak henüz düşünemiyor olmaktır. Bu anlamıyla aptallık düşüncenin krizine işaret etmektedir. Çünkü düşüncenin ufku yerleşik değerlerce belirlenmiş ve böylece fark ve yenilik düşünülemez hale gelmiştir.
Emir Can Civelek


Yüz
Bana boşluklarını teşhir ederek arsızca bakabilirler, sanki ardında bu boşluğu tanıyan ve onu nüfuz edilemez bir gizlenme yeri olarak kullanan uçurumsu bir başka göz varmışçasına; ya da hayasızca, hiç çekinmeden, bakışlarımızın boşluğunda aşkın ve sözün geçmesine müsaade ederek.
Giorgio Agamben


Ateşböceklerinin Ortadan Kayboluşu
''Ortadan kaybolan ateşböcekleri değil, görme arzusudur, umut ilkesidir, yeni ateşböcekleri arama kabiliyetidir. Olan sadece, bir avuç ateşböceğinin mücadele gücünden fışkıran diyalektik vizyonun yerini diyalektik olmayan bir umutsuzluğa bırakmasıdır. Oysa meydan bu kadar kolayca totaliter makineye bırakılamaz.''
Pier Paolo Pasolini


Okumak ya da Okumamak
İnsanlara neyi okuyacaklarını söylemek, bir kural olarak ya faydasızdır ya da zararlı; zira, edebiyatın takdir edilmesi, eğitim değil mizaç meselesidir(...) Ama insanlara neyin okunmayacağını söylemek çok farklı bir konudur ve bunu Yüksek Okul Programının bir misyonu olarak tavsiye etmeyi göze alıyorum.
Oscar Wilde


Roland Barthes ile Mülakat (1973)
"Ben haz üzerine mevcut kanaat olduğunu düşündüğüm şeyi aldım diyelim, bu aslında daha ziyade edebiyat hazzına, metnin hazzına -kabaca söylersek- bir tür gerici bağlam yükler, şahsen ben bir sağ ve bir sol olduğuna inanıyorum, hatta kültürde, edebiyatta bile var bu, benim yapmak istediğim şey aslında onu kitabımın hakiki anlamı kılmak."
Roland Barthes


Becker'in Le Trou'su üzerine notlar
Kont’lar ve Vikont’ların infazları seyretmek için saraylarda kiraladıkları hususi pencereleri vardır. İnfaz günü geldiğinde yüzlerinde maskeyle pencerelerinde yer alırlar.
Övünç Demiray


Temsilin Zamanından Arzunun Zamanına
Şimdinin eskatolojisi gelecek fikrinin kötürümselleştirilmesidir. Dramatik yapıda zamanın niteliğinden söz ederken Goethe, “gelecek yokluğu kötülüktür” demişti; değişime uğrayan metinlerin zamanı hakkında konuşurken ise Heiner Müller, “gelecek sevgisi nekrofilidir” diyecektir.
Süreyya Karacabey


Sahte, Sahtekârlık, Dolandırıcılık ve Hilekâr Üzerine Notlar*
Finansallaşmış bir ekonomide, dalgalı kur rejimine ve güvencesizlik koşullarına tabi modern kapitalist birey, budala ve kurnazın müstesna bir karışımıdır; herkes kararında bir kurnazlıktan medet umar ama ne yazık ki bu, karanlık bir budalalar komedisinin ortaya çıkmasına sebep olur.
Burak Delier


Gelmekte Olan Sinema ya da Yılmaz Güney’i Dekolonize Etmek
Yeşilçam’a, Türk sinemasına, Türklüğe ve Türkiye’ye politik ve estetik olarak sığmayan, oradan taşan Yılmaz Güney ve sinemasını Kürd sineması içerisinde nasıl konumlandırabiliriz?
Sebahattin Şen
![Jean-Luc Nancy’nin Noli me Tangere Metni ve Dokunma[ma]nın İkonografisi](https://static.wixstatic.com/media/893e19_b59bf8bf8cff4f0dbdf59adb5c15576e~mv2.png/v1/fill/w_334,h_250,fp_0.50_0.50,q_35,blur_30,enc_avif,quality_auto/893e19_b59bf8bf8cff4f0dbdf59adb5c15576e~mv2.webp)
![Jean-Luc Nancy’nin Noli me Tangere Metni ve Dokunma[ma]nın İkonografisi](https://static.wixstatic.com/media/893e19_b59bf8bf8cff4f0dbdf59adb5c15576e~mv2.png/v1/fill/w_306,h_229,fp_0.50_0.50,q_95,enc_avif,quality_auto/893e19_b59bf8bf8cff4f0dbdf59adb5c15576e~mv2.webp)
Jean-Luc Nancy’nin Noli me Tangere Metni ve Dokunma[ma]nın İkonografisi
Nancy’nin Noli me Tangere anlatısı bağlamında özellikle istisna olarak tanımladığı durum, İsa’nın dirilmiş [kaldırılmış] bedenine yönelik dokunma eylemini kasten uzak tutmasıdır: “Dokunulmaması gereken, dirilmiş bedendir”
Serap Yüzgüller


Baudrillard'ın Tekil Nesneleri
Mimarlığın, sorunlarını felsefe dolayımıyla düşünmeye başlamasından ziyade eskiden felsefe adıyla anılan şey, sorunlarını mimarlık dolayımıyla düşünmeye başladı. Bu da kaçınılmaz olarak zamanımızın en önemli düşünürlerinden bazılarını (Roland Barthes, Michel Foucault, Jacques Derrida ve Fredric Jameson) mimarlık sorunları üzerine kafa yormaya yöneltti.
K. Michael Hays


Aby Warburg ve İsimsiz Bilim
Belki de kültürümüzde şiir ile felsefeyi, sanat ile bilimi, “şarkı söyleyen” sözcük ile “hatırlayan” sözcüğü birbirinden ayıran çatlak, Warburg’un vecd halindeki su perisi ile melankolik nehir tanrısı arasındaki kutuplaşmada teşhis ettiği Batı kültürünün şizofrenisinin bir yönünden başka bir şey değildir.
Giorgio Agamben


Beckett, Birkaç Karşılaşma
“Dünyada geçireceğimiz zaman onu kendimizden başka bir şey için kullacak kadar uzun değil.” Bir şairin bu sözü dış güdümlü, tali, başka olmayı reddeden herhangi birine tatbik edilebilir. Beckett ya da dengi görülmemiş kendi olma sanatı.
Emil Cioran


Mantıksızlığın Estetiği: Quentin Dupieux Sineması
Quentin Dupieux, absürdizm ve sürrealizmi birbirine katıştırarak, günümüz dünyasının kaotik, anlamsız ve kendi yeni anlamsızlıklarını icat eden doğasını yansıtan, oldukça özgün bir yerde konumlanan bir estetik sunmaktadır.
Mustafa Eyigün


Hayatta Kalmak: Metot
Hakikat infial uyandırır. Ama hakikat olmadan hiçbir şeyin değeri yoktur. Dünyaya dürüst ve saf bir bakış başlı başına bir şaheserdir. Dertlendiğin konularda dümdüz hakikati söyle; yalınkat gerçeği söyle, ne az ne çok. Mutluluktan korkma; çünkü yok.
Michel Houellebecq


Arşiv Humması
Arşivler işte böyle, bu yer tayininde, bu ev hapsinde yer bulur. Konut, arşivlerin ev hapsinde tutulduğu bu yer, özelden kamuya kurumsal geçişi belirtir ama bu her zaman gizliden gizli olmayana geçiş anlamına gelmez. Bir ev, Freudların son evi bir müze haline geldiğinde olan da budur: bir kurumdan diğerine geçiş.
Jacques Derrida


Bir Sanatçı Nasıl Düşünür? Haacke'nin ve Kabaş'ın Yazıları
... sanat hakkında eleştirmen ya da felsefecilerin değil sanatçıların nasıl konuştuğunu duymak ve bilmek, sanatı piyasanın reklamcı, akademinin paketleyici dilinden azade olarak düşünmemizi sağlayacak en zihin açıcı ve kıymetli şeylerden biridir.
Burak Delier


Punctum Kitap Kulübü
Punctum Kitap Kulübü 02 Ekim'de (online) başlıyor. Okuyacağımız ilk eser Valeria Luiselli’nin tüm dünyada dikkat çekmiş romanı Dişlerimin Hikâyesi. Hafıza değiş tokuşuyla tesis edilen bir ekonomide dişler sanat eserine, artistlerin işleri ise sefil polisiye unsurlara dönüşüyor.
Punctum Dergi


Televizüel İmgeler, Montaj ve “Muhtelif Haberler”
Sinemanın aksine, televizyon olan biteni şimdiki zamana indirger, en azından geleneksel kullanımıyla. Ama bir farkla, imkânsız olarak olup bitmiş olanın “nasıl imkân dahilinde olduğunu” yani “inanılmazlığını” bir kez daha düşündürerek ve onu kendi (düşünsel) gücünden yoksun kılarak.
İpek Gürkan
bottom of page




