top of page


İlk Felsefe Son Felsefe
Aptallık, düşüncenin bir yapısı olarak henüz düşünemiyor olmaktır. Bu anlamıyla aptallık düşüncenin krizine işaret etmektedir. Çünkü düşüncenin ufku yerleşik değerlerce belirlenmiş ve böylece fark ve yenilik düşünülemez hale gelmiştir.
Gülşen Akça


Aşkınsal Edebiyat ve Aptallık Problemi
Aptallık, düşüncenin bir yapısı olarak henüz düşünemiyor olmaktır. Bu anlamıyla aptallık düşüncenin krizine işaret etmektedir. Çünkü düşüncenin ufku yerleşik değerlerce belirlenmiş ve böylece fark ve yenilik düşünülemez hale gelmiştir.
Emir Can Civelek


Yüz
Bana boşluklarını teşhir ederek arsızca bakabilirler, sanki ardında bu boşluğu tanıyan ve onu nüfuz edilemez bir gizlenme yeri olarak kullanan uçurumsu bir başka göz varmışçasına; ya da hayasızca, hiç çekinmeden, bakışlarımızın boşluğunda aşkın ve sözün geçmesine müsaade ederek.
Giorgio Agamben


Hermenötiğe Çok Kısa Bir Giriş
Hermeneutics: A Very Short Introduction kitabının yazarı Jens Zimmerman herkesin hermenötik hakkında bilmesi gereken 10 şeyi anlatıyor.
Jens Zimmerman


“Distorşın” Olarak Tekrar Okuma: Hannah Arendt, Geçmişle Gelecek Arasında
Nasıl geçmişteki okuma ile şimdideki okuma arasındaki karşılaşma, anlamı geleceğe açarsa, çeviride beliren kaymalar da orijinali tekrar okutur, üçüncü, dördüncü okumalara, çoğul titreşimlere dair arzuyu tetikler.
Toros Güneş Esgün


İmgenin Öteki Tarihi
İmge dinî tecrübeden estetik tecrübeye geçişte bir ontolojik statü kayması yaşar. Belting, imgenin tarihinin sanat tarihiyle sınırlı olmadığını vurgular ve bu tarihin beden, kutsal ve toplumsal hafıza arasında dolaşan çok daha eski bir kültürel antropolojiye açıldığını anlatır.
Zeynep Kurdaş


Okumak ya da Okumamak
İnsanlara neyi okuyacaklarını söylemek, bir kural olarak ya faydasızdır ya da zararlı; zira, edebiyatın takdir edilmesi, eğitim değil mizaç meselesidir(...) Ama insanlara neyin okunmayacağını söylemek çok farklı bir konudur ve bunu Yüksek Okul Programının bir misyonu olarak tavsiye etmeyi göze alıyorum.
Oscar Wilde


Gemiden Düşen ve Gemide Kısılıp Kalan: Herbert Clyde Lewis ile Norah Lange Arasındaki Deniz
Gemiye bir erkek yerine kadın binse ne olurdu sorusunun yanıtında oluşan duruma, sadece erkek mürettebatın olduğu bir gemideki koşulları eklersek, Arjantinli yazar Norah Lange’in 45 Gün ve 30 Denizci (45 días y 30 marineros, 1933) romanına ulaşırız.
Orçun Güzer


Dehşetin Yoksunluğuna Değinmek
Karasu’nun “Azınlık- Azınlıklar Bir Çözümleme Denemesi” başlıklı yazısının bir uzlaşı talep ettiğini dilinin politik görünümleri yoluyla göstermeye çalışacağım. Psikolojizmden uzaklaşarak ve modernitenin epistemolojik aygıtı olan tarih kavramına bakarak(...)
Bartu Şanlı


Düşüş ya da Ruhun Kendiyle Konuşması
Camus kitabın elyazmasında olası başlıklardan biri olarak “Zamanımızın Bir Kahramanı” seçeneğini düşünür ve Lermontov’un aynı adlı kitabının önsözündeki tarziye kabilinden bir parçayı kendi metnine epigraf olarak ekler: “Zamanımızın Kahramanı, aziz okurlarım, gerçekten bir portredir, fakat tek bir kişinin portresi değildir; bu portre bizim kuşağın olgunlaşmış, kökleşmiş kusurlarının ortak bir portresidir.” (çev. Nuri Yıldırım, Yordam Kitap, 2019)
Oğuz Tecimen


Kötülük Cemaati
Kötülük cemaatlerinde siyasetin kuruluşu ve bekâsı, hayali kötücül bir düşmandan duyulan korkuya dayanır ve etnik, politik ve kültürel belleğe kazınan bu korku ve nefret her kriz anında yeniden piyasaya sürülen kindar ve gaddar ulusal bir mirasa dönüşür. Bu korku rezervi kötülük cemaatinin iktidar rezervidir aynı zamanda.
Murat Erşen


Kazuo Ishiguro Gibi Bir Çağdaş
Ishiguro devasa bir resim üzerinde çalışan bir ressam gibi. Resmin heybetli, yayılıp genişleyen tarzı bir katedralin tavanını ya da duvarlarını kaplayabilir. Uçsuz bucaksız bir zaman ve muazzam bir enerji isteyen tek bir eser. Hayat boyu sürecek bir iş. Birkaç yılda bir, bu resmin bir kısmını tamamlıyor ve bize gösteriyor.
Haruki Murakami


Roland Barthes ile Mülakat (1973)
"Ben haz üzerine mevcut kanaat olduğunu düşündüğüm şeyi aldım diyelim, bu aslında daha ziyade edebiyat hazzına, metnin hazzına -kabaca söylersek- bir tür gerici bağlam yükler, şahsen ben bir sağ ve bir sol olduğuna inanıyorum, hatta kültürde, edebiyatta bile var bu, benim yapmak istediğim şey aslında onu kitabımın hakiki anlamı kılmak."
Roland Barthes


Becker'in Le Trou'su üzerine notlar
Kont’lar ve Vikont’ların infazları seyretmek için saraylarda kiraladıkları hususi pencereleri vardır. İnfaz günü geldiğinde yüzlerinde maskeyle pencerelerinde yer alırlar.
Övünç Demiray


Kafka’nın Akademi için bir Rapor'unda Dönüşüm
Bilindiği gibi, Kafka’nın eserlerinde fiili dünyada varolan yer ve kişi adlarına veya yaşanmış olaylara doğrudan atıflara hemen hiç rastlanmaz. Fakat bu istisnai parçada RotPeter’ı yakalayıp Avrupa’ya getiren sömürge şirketi, yirminci yüzyıl başında Almanca konuşulan dünyada ve Amerika’da adı hemen herkesçe bilinen Hagenbeck şirketidir.
Emine Ayhan


İki Köpeğin Anlatılmamış Hikâyesi*
Lévinas’ın gözünde Bobby, insanın dünyayı cehenneme çevirdiği somut gerçeklikte, hâlâ insan aklına duyulan güveni ve saygıyı vurgulayan bir felsefi yaklaşımın son neferiydi. Hitler’in gözünde ise Blondi, insandaki merhamet duygusunu küçümseyip, ondaki hayvani mücadeleci içgüdüyü yücelten bir ideolojinin gürbüz ve kuvvetli savunucusuydu.
Elis Şimşon


Thomas Pynchon’ın Anagramları: “Entropi” Öyküsündeki İsimlendirmelere Dair Bir Tez
öyküde çeşitli sebeplerle ABD’ye göç etmek zorunda kalmış göçmen kitlelerinin dört beş dilin aynı anda konuşulduğu, diller arası geçişin doğallıkla yapıldığı polyglot partilerinden bahsedilir. Yeni katılan misafirler bu çokdilli sohbetlere dahil olamadıklarında bir biçimde dışlanır, bu çokdilli vatandaşlar tarafından görmezden gelinirler.
Yasin Karaman


Ahmaklığa Dair
Böylece, ahmaklığın muhtemelen doğuştan gelen bir kusur olmadığını, fakat insanların kendi kendilerini ahmak yerine koydukları veya başkalarının bunu yapmasına izin verdikleri muayyen koşullarda ortaya çıktığı izlenimi ediniriz.
Dietrich Bonhoeffer


Masumiyet Müzesi
Bir aşk hikâyesinin güzergâhındaki eşyalardan oluşan koleksiyonun kataloğu, çağdaş edebiyatın ve çağdaş sanatın kesişimindeki bu müze-romanda sergileniyor. Müzedeki vitrinler Orhan Pamuk'u sadece eserin yazarı olarak değil, kurgusal bir ressam, bir istifçi, bir koleksiyoner hatta gitgide romanın kahramanı şeklinde ağırlıyor.
Punctum Dergi


Bir Kitabın İlk Cümlesi
Cümle yalnızca zihinde değil, bedende de yaşar. Moran, bir cümlenin nefesin ritmine göre uzayıp kısaldığını hatırlatır. Noktalar, virgüller, duraklamalar, hepsi solunumla ilgilidir. Yazmak, bedensel bir tempoyu bulmaktır; parmakların, gözlerin, akciğerlerin ortak hareketi. Bu yüzden iyi yazı nefes alır.
Luna Moses
bottom of page




